<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Matbaa E&#287;itim Merkezi &#187; İz Bırakanlar</title>
	<atom:link href="http://matbaaturk.org/matbaa-tarihi/iz-birakanlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://matbaaturk.org</link>
	<description>Matbaac&#305;l&#305;k hakk&#305;nda uzaktan e&#287;itim sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Jul 2010 21:08:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Şevket Evliyagil</title>
		<link>http://matbaaturk.org/matbaa-tarihi/iz-birakanlar/sevket-evliyagil/</link>
		<comments>http://matbaaturk.org/matbaa-tarihi/iz-birakanlar/sevket-evliyagil/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 15:17:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>matbaaturk</dc:creator>
				<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://matbaaturk.org/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[Matbaaturk.org ekibi adına Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi Gülnaz Gültekin’in aşağıdaki sorularına Şevket Evliyagil’in yanıtlarıdır. 1.KONU : Sayın Hocam, yeni nesil, Ajans-Türk efsanesinin doğuşunu, gelişimini, bugününü ve geleceğe bakışını merak ediyor. Bu çerçevede Şevket ve Necdet Evliyagil kardeşlerin Türkiye’nin Başkentinde matbaacılık sektörüne katkılarını öğrenmek istiyor. 1.YANIT : Ajans-Türk’ün 50. Kuruluş yılı için bir “kitap-albüm„ hazırlanmıştır. Yakında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" title="Şevket evliyagil" src="http://www.matbaaturk.org/resim/sevketevliyagil.jpg" alt="" width="200" height="254" />Matbaaturk.org ekibi adına Gazi  Üniversitesi öğretim görevlisi<br />
Gülnaz Gültekin’in aşağıdaki sorularına  <em><strong>Şevket Evliyagil</strong></em>’in yanıtlarıdır.</p>
<p><strong>1.KONU :</strong> Sayın Hocam, yeni  nesil, Ajans-Türk efsanesinin doğuşunu, gelişimini, bugününü ve geleceğe  bakışını merak ediyor. Bu çerçevede Şevket ve Necdet Evliyagil kardeşlerin  Türkiye’nin Başkentinde matbaacılık sektörüne katkılarını öğrenmek  istiyor.</p>
<p><strong>1.YANIT :</strong> Ajans-Türk’ün 50. Kuruluş yılı için bir  “kitap-albüm„ hazırlanmıştır. Yakında basımı bitirilecek olan bu yapıt’a bir  “ÖNSÖZ„ yazan Ankara Ün. İletişim Fakültesinin efsane hocalarından sayın Nevzat  Dağlı’nın tümceleri bu sorunuzu yansız bir görüşle çok güzel  yanıtlamaktadır:<br />
“ ÖNSÖZ- Ajans-Türk kuruluşunun yaşam öyküsünü yazılmaya  değer ve anlamlı kılan, yalnızca Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik yaşamının son  50 yılına tanıklık etmesi değildir. Belki de bu öykünün daha etkileyici yönü,  öykü kahramanı Şevket ve Necdet Evliyagil kardeşlerin, kültür-sanat, iletişim,  eğitim ve politika sahnesinde üstlendikleri rolleridir.Daha öğrencilik  yıllarında basım ve yayımcılık dünyası ile tanışan ve kısa sürede kendilerine bu  ortamda önemli bir yer edinen Evliyagil Kardeşler, üstlendikleri rollerini iyi  yapamamış olsalardı, bugün yarım asırdan fazla geçmişi olan Ajans-Türk  kuruluşundan da söz edilemezdi. Tarih başarıyı bir kez daha, doğru yerde, doğru  zamanda, doğru kararlar alabilen kişilere sunmuştur. Bu nedenle, Evliyagil  kardeşlerin yer olarak Ankara’yı seçmeleri, çok partili yaşamın ilk iktidar  değişikliğinde girişimci olmaları ve iş alanı olarak da basım ve yayımcılığı  yeğlemeleri bir rastlantı diye düşünülmemelidir.İstanbul’da 1940’lı yıllarda  halkevi ortamında Atatürkçü düşünce sistemini özümseyen ve Anadolu Ajansı’nın  kuruluşundan 31 yıl sonra aynı amaçlarla Ajans-Türk’ü kuran bu iki kardeş;  Ankara’da attıkları ilk adımı kararlı bir yürüyüşe dönüştürüp, önemli bir yere  gelebilmişlerse, bu yolculuğun kamuoyu tarafından da bilinmesinde yarar  olacaktır. Nevzat Dağlı Ankara Ün. İletişim Fak. (E) Öğretim Üyesi „</p>
<p><strong>2.KONU :</strong> 50 Yıllık ömründe Ajans- Türk gerçekten bir okul gibi  çalıştı. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’ndaki hocalık yıllarınızda  pek çok genç insanın bu sektöre kazandırılmasına katkı sağladınız. Bugün  Ankara’daki reklam/tanıtım ajanslarının önemli bir bölümü, basımcılık işini  sizinle tanımış insanların işletmeleridir. Ayrıca irili ufaklı pek çok matbaa  işletmesinin yapıtaşlarına baktığımızda da Ajans-Türk izlerine rastlıyoruz.  Ajans-Türk’ü kurarken planda bunlar var mıydı? Şimdi bu noktadan mevcut duruma  baktığınızda, yeniden geçmişe dönmeniz mümkün olsa benzer şeyler yapar mıydınız  ? Ya da matbaacılık sektörüyle ilgili daha neler yapar veya  yapmazdınız?</p>
<p><strong>2.YANIT : </strong>İkinci konuda belirttiğiniz yönler 50  yıllık süreçte Ajans-Türk’ün gerçekleştirdiği sonuçlar olmasa idi; “sevgili  Gülnaz Gültekin abartıyor&#8230; „ diyecektim. Bir ölümlü için girişimlerinin  böylesine sonucunu görmek en büyük ergi’dir. Buna karşın iş yaşamına başlarken  kardeşim Necdet Evliyagil ile Ajans-Türk’ü kurarken, sıra dışı bir işyeri  kurmak, doğru-güvenilir-erdemli çalışmak en büyük erek’imiz idi. O günden  bugünkü tabloyu kimse göremezdi. Örneğin kardeşim Necdet kısmen görmüştür.  Yarınlarda ulaşılacak noktaları da ben görmeyeceğim. Özyapılarımız gereği  erdemlilik çizgisinden hiç ayrılmadık. Çok çalışarak bugünkü Ajans-Türk’e  eriştik.Aslında Ajans-Türk bir basımevi olarak değil Evliyagil kardeşlerin  uğraşları gereği Ankara’da ilk özel haber ajansı olarak kurulmuştur.Şevket  Evliyagil, ekonomi tahsilinden ve İstanbul’da mavi başlıklı “YENİ İSTANBUL „  gazetesi yazı işleri müdürlüğünden sonra Adnan Menderes-Üzeyr Avunduk ve Faruk  A. Sünter tarafından Ankara’ya “Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve  Ticaret Borsaları„ nın kurucu müdürlerinden birisi olarak getirilmiş ve bu  kuruluşun gelişip gerçekleşmesinde yıllarca başrolü oynamıştır. Aynı dönemde  Necdet Evliyagil, Falih Rıfkı Atay ve Bedii Faik tarafından yayınlanan “ Dünya  Gazetesi„nin Ankara temsilcisi idi. Evliyagil kardeşler bu görevlerini  yürütürlerken diğer yandan da yaşamlarını bağlayacakları, kendi işleri olan  “Ajans-Türk”ü kurdular. Hem “Ajans-Türk Özel Haber Ajansı” hem de “Ajans-Türk  Basımevi”, bugün Ankara Atatürk Bulvarın’daki “Vakko” mağazalarının yükseldiği  yerde bulunan Yağcıoğlu ailesinin boşaltılmış tarihi villasına ve arkasındaki  büyük bahçesine yerleşmişti. Haber Ajansı’ndan Çağdaş Basımevi’ne1951 yılında  Yenişehir Karanfil sokaktaki “Yağcıoğlu Villası’nda”, etkinliğe başlayan  “Ajans-Türk” Haber Ajansı’nın ve 1952 yılı sonunda ilk nüveleri oluşturulan  Ajans-Türk Basımevi’nin gelişmesi sürerken; Evliyagil kardeşlerin özel  “Ajansçılık” uğraşlarındaki başarılarını nedense kabullenemeyen bazı çevrelerin  ve uğraşdaşlarının etkisiyle, gazeteler ve aboneler Ajans-Türk’e olan  bağlantılarını kesmeye başladılar. Haber servisindeki daralma nedeniyle de  Evliyagil Kardeşler zorunlu olarak yoğunluklarını küçük basımevlerini  geliştirmeye yönelttiler. Bunun için haber ajansı merkezi olarak kullandıkları  “Yağcıoğlu Villası”nda gerekli fiziksel değişiklik ve onarımlar yapılarak  binanın giriş katını yönetim ve dizgi işlerine, bahçe katını da baskı  makinalarına ayırdılar. Kuruluş geliştikçe, yandaki apartmanların garaj ve zemin  katlarına da taştı. Ama buralara da sığılamadı. Ajans-Türk 13 yıl sonra ikinci  yerleşke olarak Kızılay Meydanına açılan Ziya Gökalp Bulvarında basımevi olarak  yaptırılan kendi binasına taşındı.<br />
Evliyagil Kardeşler, o günlerin dar dış  alım koşulları içinde, çok zor olanaklarla ithal ettikleri, o yılların en çağdaş  makinaları, teknikleri ve yönetim biçimleriyle basımcılığa başladılar.  Böylelikle Ankara’da yıllardır özlenen ve sürekli önder niteliği kazanan bir  basımevi kurulmuş oluyordu.Yeniden geçmişe dönmeniz mümkün olsa,benzer şeyler  yapar mıydınız? Ya da matbaacılık sektörüyle ilgili daha neler yapar veya  yapmazdınız sorusunun yanıtı: “- Sevgili kızım olanaksız bir rüya için ne  diyelim, inancıma göre herşey bir alınyazısıdır, herşey bir yazgıdır&#8230; Kanımca  önemli olan ilkeler, erdemler ve güvenilir olmaktır&#8230;„</p>
<p><strong>3.KONU :</strong> Ankara’da ve Türkiye’de matbaacılık mesleğinin geleceğini nasıl  görüyorsunuz?3.YANIT : Sevgili Gülnaz, uğraş alanımız yönünden yanıtlanması  hoşuma gitmeyecek bir soru yönelttin. İlgim ve uzun süren yaşamım nedeniyle  klasik basımcılığın içindeydim. Bundan yaklaşık 20yıl önce Macintosh’un Ankara  temsilcisi Yalçın Tuğsavul ilk Macintosh’u Ajans-Türk’e getirdiğinde bu  aygıtların iş ve kişisel varlığımıza bu ölçüde egemen olacağını aklımıza  getirmemiştik. Her alanda olduğu gibi tüm dallarıyla basımcılık alanı da  bilgisayarların buyruğundadır. Bilimin ve ekonominin diğer alanlarında bu  egemenlik olumlu yönden üretimin kalitesini etkilemektedir. Örneğin Türkiye’deki  bir hastane, New-York’daki bir hastaneye bağlanarak herhangi bir operasyonun  daha güvenle yapılmasını sağlayabilmektedir. Bir kumaşın dokunmasında  bilgisayarlı makinalar daha sağlıklı üretimi sağlayabilmekte ya da  bilgisayarlarla donatılmış bir laboratuvar hatasız sonuçlar alabilmektedir.  Bunlar gibi bir kentin elektrik faturaları, bir ulusun sayımı, vergi denetimleri  dakikalar içinde güvenli biçimde yapılabilmektedir. Tüm bunlarda bilgisayarlar  üretilen hizmeti ya da ürünün daha iyi olmasını sağlamakta, üretim araçlarını  ortadan kaldırmamaktadır. Oysa bizim ilgimiz içinde olan gazete-dergi-kitap gibi  basımcılık alanında durum çok farklıdır. Bu konuyu oğlum Sarp Evliyagil bir  raporunda şöyle açıklamıştır:“Matbaacılık Mesleği hergün gelişmekte olan ve tüm  ürünleri kapsayan (Ambalaj basımı ve üretimi dışında) gazete basımcılığı  yayıncılığı-dergi basımcılığı-yayıncılığı-kitap basımcılığı ve  yayımcılığı-broşür, Insert, katolag basım ve yayımcılığı dahil gelirlerini  satış, pazarlama ve reklam girdilerinden sağlayan sektörlerin tümü “elektronik  medya” egemenliğinin etkisi altındadır. !970’lı yıllar ile birlikte  Televizyon’un yani görsel medyanın yaygınlaşması ile dar bir rekabet yaşayan  sektörün bir bölümü (Günlük gazete ve periyodik basılı yayınlar gibi) !990’ların  ikinci yarısından sonra yaygınlaşan Internet ile çok daha geniş açılı bir  rekabet ortamına girmiştir. Elinde bilgisayarı ve yanında renkli printer’ı olan  her birey küçük çaplı bir “basım işi” gerçekleştirebilmektedir. Artık herkes  evinde kendi kartvizitini, davetiyesini ya da tebrik kartını  hazırlayabilmektedir. Bunun ötesinde internet sayesinde insanlar davetiyelerini  mektup, telgraf gibi basılı haberleşme araçlarına da gerek duymamaya  başlamışlardır, tüm bu iletişimler cep telefonu mesajları ya da bilgisayar  ortamında “elektronik posta” ile yapılabilmektedir. Yine sabahleyin internetten  gazetenizi son dakika haberleri ile okuyabiliyor ve sizi ilgilendiren  bölümlerini kağıda basabiliyorsunuz.<br />
Tüm bu “karşısında durulamaz teknolojik  rekabetin” diğer tarafında insanların “alışkanlıkları ” bulunmaktadır. Bu  alışkanlıklar, gazete, kitap okumayı, basılı malzeme ihtiyacını şu anda artarak  da olsa devam ettirmektedir.<br />
Kanımca kısa ve orta vadede (yani 5-20 yıl  arası) Dünyada ve Türkiyede basılı malzeme ihtiyacı artış trendinde olacak,  fakat uzun vadede elektronik kitabın, elektronik katlanabilir gazetenin  yaygınlaşması ile bu artış trendi önce durağan’a, daha sonra azalışa  dönüşecektir, çünkü teknolojik yeniliklerin karşısında konvansiyonel sistemlerle  durmak imkansızdır. Tüm bu yazdıklarım basılı iletişim malzemeleri kısmı ile  ilgilidir. Matbaacılık; nüfus artışı ile birlikte “Ambalaj sektöründe” sürekli  tüketim artışını yaşayacaktır.<br />
Ülkemizde ve Ankara’da da gelecek; Dünya’daki  Matbaacılığın geleceğine paralel gidecektir. Fakat gerek Gayri safi milli  hasılamızın düşüklüğü, gerekse eğitim açısından gelişmiş ülkelerin gerisinde  olmamız, yukarıda bahsettiğim, bilgisayarlaşma ortamını geciktireceği için,  Ülkemizde bu rekabeti ve Matbaacılığın aleyhine gelişecek sonuçları, ileri  Batılı ülkelerden biraz daha geç yaşayacağız. „</p>
<p><strong>4.KONU :</strong> Bildiğiniz gibi, Türkiye’de matbaacılık alanında çok ciddi bir örgütlenme sorunu  var. Bilinçsiz rekabetin, gerekli politikaların oluşturulamamasının, eğitim  kurumları ile basım sektörü arasında istendik düzeyde iletişim ve etkileşimin  sağlanamamasının, kamuda matbaa yatırımlarının önlenemeyişinin ve bütün bunlara  bağlı olarak basım sektörünün gelişememesinin temel nedenlerinden biri olan  örgüt yoksunluğunun temel nedenleri ve çözüm yolları hakkındaki görüşlerinizi  öğrenebilir miyiz?</p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: x-small;"><strong>4.YANIT :</strong> Dördüncü konuda  ortaya koyduğunuz konular ve yönelttiğiniz sorular Türk basımcılığının tedavi  edilememiş hastalıklarıdır. Ülkemizde basımcılar dışında tüm meslek grupları  kendi aralarında örgütlenmişlerdir de basımcılar bu başarıyı gösterememişlerdir.  1970&#8242;li yıllarda kişisel girişimlerimle “Türk Basım Birliği„ kurulmuştu.  Başkanlığımda Türk Basımcılığının büyük ismi Apa Ofset kurucusu ve sahibi Mazhar  Apa, İzmir Ticaret Basımevi sahibi Mehmet Yılmaz, Baylan sahibi Kaya Baylan,  Tisa sahibi Orhan Köseoğlu, Koza sahibi Ali İpek, Ali Alkan’dan oluşan yönetim  kurulu büyük bir hevesle çalışmaya başladı.<br />
Amaç; Vergi vermeden ve devletten  her tür korumayı görerek, yozlaşmış bazı dernek ve devlet basımevi işletmelerini  ve örgütlerini, hukuk, kamu düzeni ve yasalar içine sokmaktı. Burada anlatımı  sayfalar dolduracak çok ciddi büyük çalışmalara, her kesimde yapılan  çalışmalara, toplantılara, yayınlara karşın 2001 yılındaki ekonomik patlamanın  yoz’unu oluşturan o dönemde ne yazık ki bir sonuç alınamadı.<br />
Basımcılık  alanındaki bu yozlaşma 2003 yılında da sanki korunarak hala sürmektedir. Bugün  ülkede geçici heveslerle kurulmuş, üretim alanındaki işe yarar işçileri ve  uzmanları yüksek ücretlerle bünyesine almış, vergiden bağışıklı tembel devlet  Basımevleri ile, özel yasalarla vergiden korunan ve yarı resmi kimlik  taşıdıkları için sanki denetimleri özel kesim basımevlerine göre daha hoşgörülü  olan dernek basımevleri ve büyük federasyon ve konfederasyon işletmeleri konuyu  bilenler için büyük bir ekonomik sorun yumağı haline  getirilmiştir.<br />
Basımcılık alanında bunun en somut örneği Devletin koruması  altındaki Türk Tarih Kurumu Basımevidir. Büyük Atatürk tarafından Türk Tarihi,  Türkiye Tarihi konularında çalışmak üzere kurulan bu kurum, ülkenin en büyük  basımevini kurarak<br />
Sincan Sanayi Bölgesindeki görkemli düzeni ile korumalı  ticari faaliyetini sürdürmektedir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: x-small;"><strong>5.KONU :</strong> Matbaacılık, Şevket  Evliyagil’in seçimi miydi? Matbaacılık yapmasaydı ne iş yapmak isterdi? Yeniden  dünyaya gelse seçeceği meslek ne olurdu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: x-small;"><strong>5.YANIT :</strong> Lütfen 2.nci  yanıt’ı okuyunuz.</span></p>
<p><strong>6-7.KONU : </strong>Üçüncü bin yılda bilinçli ya da  bilinçsiz, matbaacılık mesleğini seçenlere ne tür önerilerde  bulunursunuz?<br />
Türkiye’de Matbaacılık eğitimine ilişkin görüşlerinizi alabilir  miyiz? (Orta ve yükseköğretim düzeyinde ) Yaşamını matbaacılık mesleğine adamış  bir büyüğümüz olarak, bizlerden beklentilerinizi öğrenebilir  miyiz?</p>
<p><strong>6-7.YANIT :</strong> Lütfen 3.ncü yanıt’ı okuyunuz.</p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: x-small;"><strong>8.KONU :</strong> Ajans-Türk  Vakfı’nın çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz? Ajans-Türk Vakfı’na, Gazi  Üniversitesi Matbaa Bölümü’nden ya da bir başka eğitim kurumundan ortak eğitim  projeleri yapma teklifi gelse (ofsetçi, matbaa yöneticisi, mücellit, müşteri  temsilcisi gibi sektörün ihtiyaç duyduğu elemanların yetiştirilmesine yönelik)  sizce yaklaşım nasıl olur?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: x-small;"><strong>8.YANIT :</strong> Ajans-Türk Vakfı  senedine göre, Vakıf basımcılık mesleğinin daha bilimsel biçimde gelişimini  sağlamak, bu alandaki ara insan gücü ihtiyacını karşılamak maksadıyla ortaokul  ve lise düzeyinde eğitim görmüş fakat bir meslek edinememiş çalışkan ve uyanık  gençleri sistemli kurslar ve benzeri çalışmalar yoluyla yetiştirip bir meslek  sahibi kılar. Böylece onları iş hayatına ve bir mesleğe hazırlamak üzere özel  öğretim kurumu olarak eğitim merkezi (Merkezleri) kurar, kurslar açar ve bunları  işletir, gerektiğinde ilgili özel ve kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapar.Bilim,  sanat, şiir, eğitim-öğretim ve benzeri alanlarda yurdumuzun kültür yaşamına  yapacağı veya yaptıracağı yayınlarla katkıda bulunur. Bu maksatla ilgilileri bu  alana teşvik etmek üzere yarışmalar düzenler, başarılı olanları  ödüllendirir.Milli Eğitim Bakanlığı ve kurumları ile iş ve endüstri arasında –  konularıyla ilgili olarak- işbirliği yapar, kurulmuş işbirliğini destekler&#8230;  gibi görevlerle yükümlüdür.<br />
Vakıf bu güne dek Yerleşkesinin hemen yanında  Şevket Evliyagil Ticaret-Anadolu Ticaret ve Anadolu iletişim Meslek liselerini  gerçekleştirmiştir.Soru’nun içindeki işbirliği önerileri Vakıf’dan çok  Ajans-Türk Basın ve Basım Kurumunu ilgilendirmektedir. Ajans-Türk bu konularda  görüşmeye açıktır.<br />
SON<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://matbaaturk.org/matbaa-tarihi/iz-birakanlar/sevket-evliyagil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Johannes Gutenberg</title>
		<link>http://matbaaturk.org/matbaa-tarihi/iz-birakanlar/johannes-gutenberg/</link>
		<comments>http://matbaaturk.org/matbaa-tarihi/iz-birakanlar/johannes-gutenberg/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 14:38:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>matbaaturk</dc:creator>
				<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Johannes Gutenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Matbaa Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://matbaaturk.org/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Johannes Gutenberg (1398 – 3 Şubat 1468), 1447 yılında hareketli parçalar ile yazı baskısını Avrupa&#8217;da yaygınlaştıran, asıl mesleği altın ustalğı olan kişidir. A&#38;E Network Gutenberg&#8217;i Milenyum&#8217;un insanları listesinde ilk sıraya koymuştur. Büyük mucit Johann Gutenberg iletişim tarihinin en önemli gelişmelerinden biri sayılan tipo basım yöntemini 1438&#8242;de Avrupaya getirerek uygulamalarını yaygınlaştırmıştır. Bu yöntem, önceleri tahtadan daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Johannes Gutenberg (1398 – 3 Şubat 1468), 1447 yılında hareketli parçalar ile yazı baskısını Avrupa&#8217;da yaygınlaştıran, asıl mesleği altın ustalğı olan kişidir. A&amp;E Network Gutenberg&#8217;i Milenyum&#8217;un insanları listesinde ilk sıraya koymuştur.<img style="float: right;" src="http://www.matbaaturk.org/resim/johannes-gutenberg.jpg" alt="" /></p>
<p>Büyük mucit Johann Gutenberg iletişim tarihinin en önemli gelişmelerinden biri sayılan tipo basım yöntemini 1438&#8242;de Avrupaya getirerek uygulamalarını yaygınlaştırmıştır. Bu yöntem, önceleri tahtadan daha sonraları bir kurşun alaşımından yapılan dökme harflerin, baskıdan sonra başka bir yazıda kullanılmak üzere saklandığı bir basım yöntemidir. Bu, yüzyıllardır Çin ve Kore&#8217;de kullanılmaktaydı.</p>
<p>Almanya&#8217;da Mainz&#8217;de varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Gutenberg ailesiyle birlikte Strassburg&#8217;a (bugün Fransa &#8216;da Strasbourg) taşındıktan sonra burada zanaatkârlık yaptı; ayna yapımı, metaller ve değerli taşlar üzerinde çalıştı, basım teknikleriyle de ilgilenmeye başladı. O dönemde kitaplar ya doğrudan elle yazılır ya da her sayfa için ayrı ayrı elle oyularak hazırlanan tahta bloklar kullanılarak kitaplar basılırdı. Gutenberg her kalıp için ayrı ayrı kalıplar hazırladı. Bu kalıplara sıcak metal sıvı dolduruluyor ve harflerin metal örnekleri çıkarılıyordu. Basımcı metal harfleri istediği gibi dizebiliyor, basımdan sonra saklayarak yeniden kullanabiliyordu. Aynı dönemde ortaklarıyla aralarında çıkan bir anlaşmazlık yüzünden açılan bir davada Gutenberg&#8217;in tipo basım yapabilen bir baskı makinesi yarattığı duyuldu. Ne var ki, o dönemden tipo basım örneği günümüze ulaşmamıştır.</p>
<p>Yaptığı çalışmalar ve basım deneyleri için para bulmak zorunda olan Gutenberg 1450&#8242;de, Mainzli bir zengin olan Jochann Faust&#8217;la ortaklık kurdu. 1455&#8242;te bastıkları ilk kitap Latince bir kutsal kitaptı. Gutenberg Kutsal Kitabı denen bu yapıt Kırk İki Satırlı Kutsal Kitap ya da Mazarin Kutsal Kitabı olarak da bilinir.</p>
<p>1457&#8242;de Gutenberg borcunu ödeyemediği için Faust&#8217;la olan ortaklıkları bozuldu. Faust bütün araç ve gereçlerine el koydu. Daha sonra Konrad Humery adlı bir Alman memurun sağladığı para yardımıyla yeni bir baskı makinesi kuran Gutenberg bir dilbilgisi kitabı, bir sözlük ve başka bazı kitaplar bastı. Başarıyla yürüttüğü bu çalışmaları sırasında büyük zorluklara katlandı ve hiçbir zaman çok fazla para kazanamadı. Mainz Başpiskoposu olan Nassau kontu, son yıllarda gözleri giderek bozulan ve yoksulluğa düşen Gutenberg&#8217;i sarayına aldı ve geçimini üstlendi.</p>
<p>Gutenberg&#8217;in buluşu hızla yayıldı. 15. yüzyılın sonlarına gelmeden Avrupa&#8217;da, 1000&#8242;den fazla baskı makinesi vardı. Bu basım yöntemiyle daha çok kitabın basılabilmesi kitap fiyatlarının düşmesini sağladı. Böylece daha çok kitap okunmaya başlandı. Kitabın ve kitap okumanın yaygınlaşması, özgür düşüncenin doğmasına, bilimsel çalışmaların gelişmesine ve bilginin daha geniş kesimlere ulaşmasına yardımcı oldu. Tüm bu nedenlerden dolayı Gutenberg&#8217;in bulduğu bu baskı yöntemi, özgür düşüncenin yayılmasına ivedilik kazandıran, bilim araştırmalarının gelişmesini sağlayan, reformların yapılmasını hızlandıran önemli olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://matbaaturk.org/matbaa-tarihi/iz-birakanlar/johannes-gutenberg/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
