Monitörden Baskıya Rengin Serüveni
<< Neden Renk Yönetim Sistemi? || Ders Kitabının Tasarımı >>Yayımcılığın en önemli uygulamalarından biri olan renk konusu, aynı zamanda en çok sorun yaşanan alanlardan birisi. Rengin yapısından gamma düzeltmesine, renk evreninden pantone kataloglarına kadar pek çok konuda bilgi sahibi olabileceğiniz dosya konumuz, tarayıcıdan monitöre, imaj işleme yazılımından baskıya uzanan yolda renginizin solmaması için pusulanız olacak.
Masaüstü yayıncılık tarihinin ilk zamanlarından bu yana yayımcıların en büyük dertlerinden biri, kullanılan üniteler arasındaki renk tutarlılığını sağlamak olmuştur. Baskıdaki renklerin doğruluğu, ilk baskı ve sonuncu arasındaki renk tutarlılığı gibi kriterlerin yanı sıra, taranan ya da dijital kamera ile çekilen bir görüntünün bilgisayara doğru renk değerleriyle ulaşması da son derece önemlidir. Teknolojinin gelişimiyle birlikte bu problemin üstesinden gelmek için çok çeşitli araçlar kullanıcıların hizmetine sunulmuş durumda. Ancak bu araçlardan en iyi şekilde yararlanmak ve renk yönetiminin anlamını kavrayıp uygulamak için renklerin dünyası hakkında da bilmemiz gereken noktalar bulunuyor. Bu nedenle teknik konulara balıklama dalmadan önce biraz pratik bilgi, renk konusundaki altyapımızı perçinleyecektir.
Görülebilir Spektrum
Elektromanyetik spektrumun insan gözü tarafından görülebilen kısmına genel anlamda ?ışık? diyoruz. 400 ile 700 nanometre dalgaboyları arasındaki bu aralık temel olarak kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor renklerden oluşur. Bu temel renklerin kombinasyonları, gördüğümüz milyonlarca değişik rengi oluşturur. Görülebilir spektrumdaki bütün renklerin karışımı da beyaz ışıktır. Diğer bir deyişle beyaz renk, tüm renkleri bünyesinde barındırır. Objelerin üstüne düşen ışık içindeki renklerin bir kısmı, obje tarafından emilir ve bir kısmı da yansıyarak gözümüz tarafından algılanır. Örneğin sarı bir muz, üstüne düşen ışığın bir kısmını emer, bir kısmını da yansıtır. Sarı rengin dalga boyu, yansıttığı ışık içindeki diğer renklere göre daha fazla olduğu için muz gözümüze sarı renkte görünür. Eğer bütün renkler emilip hiçbiri yansımıyorsa objenin rengini ?siyah? olarak görürüz. Tüm renkler yansıyor ve hiçbir renk emilmiyor ise objenin rengi beyazdır.
Bir rengin sahip olduğu dalga boyunun grafiksel eğrisine, o rengin ?spektral tanımı? denir ve fiziksel olarak rengin parmak izi gibi görülebilir. Spektral veriler, spektrofotometre adı verilen bir araçla ölçülür. Spektral eğri bize rengin tam tanımını verse de işin rengi görüntüleme ve baskıya gelince değişir. Bu noktada karşımıza CMYK, RGB, HSB gibi modeller çıkar.
Renklerin Üçlü Modellerle Tanımlanması
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, spektral tanım bir rengin en doğru verisidir, ancak milyonlarca ayrı renk ve spektral tanım, rengin pratik kullanımı için hiç de ideal bir yol değildir. En gelişmiş görüntü algılayıcı sistemlerden bile daha verimli şekilde işleyen insan gözünde bile, her bir renk için ayrı hücreler bulunmadığını biliyoruz. Bu nedenle bilim adamları renkleri tanımlamak için daha basit yöntemler araştırıp geliştirmek zorunda kaldılar. İnsan gözü kırmızı, mavi ve yeşil dalga boylarına duyarlı olan hücrelere sahiptir. Bu noktadan yola çıkılarak renkleri üç değişkenli modellerle tanımlama çalışmaları başlamıştır.
RGB (Red Green Blue)
Beyaz ışık, renklerin tümüne sahip olduğuna göre, hiç ışık olmazsa elimizdeki tek şey karanlık ve siyahtır. Bu durumda belirli miktarlarda kırmızı, mavi ve yeşil ekleyerek istediğimiz rengi oluşturabiliriz. Bu üç rengin en yüksek yoğunlukta eşit karışımı ise beyazı oluşturur. RGB renk modelinde renkler bu üç ana rengin değişik oranlarda eklenmesiyle (additive colors) oluşur. RGB modeli insan gözünü taklit eden dijital ünitelerde (Tarayıcılar, Dijital Kameralar gibi) ve monitörlerde kullanılır.
CMYK (Cyan Magenta Yellow blacK)
Siyahtan beyaza gitmek RGB modelle mümkün, ancak elinizde beyaz varsa ve siyahı elde etmek istiyorsanız, senaryo değişmek zorunda kalır. Monitör ve tarayıcılar gibi belirli bir kaynaktan ışığı yayma (emission) metoduyla çalışan üniteler için RGB model çok uygundur. Ancak yazıcı ve baskı makineleri gibi üniteler renkleri kağıt ve benzeri materyaller üzerinde oluşturdukları için, yansıma (reflection) metodunu kullanmak durumundadır.
Işıksız bir ortamda renkleri ve beyazı oluşturmak için kırmızı, mavi ve yeşili ekliyorsak, beyaz ortamda bu işlemin tersini yapmalıyız; yani kırmızı, yeşil ve mavi renkleri çıkartmalıyız (substractive colors). Bu işlemi yaparken mürekkep olarak adlandırdığımız filtreler kullanılır. Örneğin, cyan mürekkebi kırmızı rengi soğururken mavi ve yeşil renkleri yansıtır. Aynı şekilde magenta yeşili, sarı ise maviyi soğurur. Bu nedenle, baskı işleminde renkleri elde etmek için kırmızı, yeşil ve mavi ışığı kontrol eden cyan, magenta ve sarı renkteki yarı geçirgen mürekkepler kullanılır (CMY). Filtre olarak kullanılan bu mürekkeplerin yoğunluğunu kontrol etmek içinse tram yüzdelerinden faydalanılır. Tramlar değişik oranda ve açılarda baskı sonucu kağıt üzerinde bir araya gelerek değişik renk tonlarının oluşmasını sağlarlar.
Teorik olarak, bu üç mürekkep eşit olarak en yüksek yoğunlukta karıştıklarında bütün renkleri soğuracağı için ışık kalmaz ve ortaya siyah çıkar. Fakat kağıdın beyaz yüzeyinden gelen yansıma bu rengin tam siyah değil, koyu kahverengi gibi görünmesine neden olur. Bu yüzden siyah mürekkep baskı işleminde yardımcı bir filtre olarak kullanılır.
Üç Boyutlu Tanım: HSL yada HSB
Renkleri üçlü modelle tanımlamanın bir başka yöntemi de üç boyutlu bir evren kullanmaktır.
Hue: Temel renk özü (sarı, kırmızı, yeşil gibi) ortadaki renk tekerleği üzerinde açısal değerle gösterilir
Saturation: Rengin doygunluğu (Canlı veya pastel),
Lightness veya Brightness: Rengin parlaklık ve koyuluğu
Buraya kadar renklerin üçlü tanım modellerini gördük. Yalnız RGB gibi üçlü modeller bize sağlam bir standart sunamazlar. Çünkü, monitörlerin, tarayıcı ve yazıcıların hatta insan gözünün bile her birinin ayrı RGB renk evreni vardır. Kısacası RGB ve CMYK renk modelleri ünite bağımlıdır. Bünyesinde bu derece çeşitli standartlar barındıran bir model, temel renk ölçümleri için kullanılamaz. Bu problemin çözümü için uğraşan CIE (Commission Internationale d?Eclairage) bilim adamları birer standart olacak değişik üçlü renk modelleri geliştirmişlerdir.
CIE Renk Modelleri
CIE renk sistemleri diğer üçlü renk modelleri ile benzeşirler. Onları farklı ve gerekli kılan özellikleri ise üniversitelerden bağımsız olmalarıdır. Başka bir deyişle gözlemci veya kullanılan ünitenin renk kapasitesine göre sınırlandırılıp değişkenlik göstermezler.
CIE XYZ Modeli
(Standart Gözlemci)
1931 yılında geliştirilen CIE XYZ modeli diğer CIE renk modellerinin temelini oluşturur. Bir grup renk uzmanı tarafından değişik objeler üzerinden toplanan renk verileri RGB olarak X,Y,Z değerleriyle eşleştirilerek elde edilmiştir. Ortaya çıkan renk modeli insan gözünün gördüğü renklerin ortalaması olarak kabul edilir.
CIE L*a*b* (Renklerin Mihenk Taşı)
Sıradaki hedef, renk karşılaştırmaları için tekrarlanabilir bir model formülize etmekti. Renk ve boya üreticilerinin standart şekilde üretim yapabilmesi için gerekli olan bu model 1976 yılında geliştirildi. Daha önce geliştirilen XYZ modeli, doğası gereği bu tür karşılaştırmalar için uygun değildi fakat böyle bir modelin geliştirilmesi için temel oluşturdu.
CIE L*a*b* renk modeli, bir rengin aynı anda hem kırmızı hem de yeşil, benzer şekilde hem mavi hem de sarı olamayacağı teorisine dayanmaktadır. Bu şekilde bir rengin sarı/mavi ve kırmızı/yeşil özelliklerini tanımlamak için değerler kullanıldı. Bu modelde bir renk tanımlanırken, a* kırmızı/yeşil değeri, b* sarı/mavi değeri, L* ise parlaklığını (tonunu) belirler.
Kuyumcular altın madenini mihenk taşı dedikleri taşa sürüp bıraktığı izi standartlarla karşılaştırarak ayarını bulurlar. CIE L*a*b* renk modeli, belirli bir rengi bir modelden başka bir modele çevirirken kullanılır.
Delta E (?E)
Renk Farkı Formülü
CIE L*a*b* modelinin sağladığı önemli diğer bir özellik belirli iki rengi birbiriyle karşılaştırıp farkı bulmaya yarayan Delta E (?E) değeridir. ?E değeri renkler arasındaki farklılığı matematiksel olarak formülle elde eder. Baz alınan değer CIE L*a*b* modeli içinde seçilen iki renk arasındaki mesafedir. Özellikle renklerin bir modelden başka bir renk modeline çevriminde gözönüne alınan bu fark, değişikliğin ne derece büyük ya da küçük olduğunu gösterir. Böylece çevrim sonrası renklerin ne kadar birbirine yakın olduğu anlaşılır. İnsan gözü ?E farkı 2?nin üzerine çıktığında farklılığı algılamaya başlar. Ancak genellikle 6?ya kadar olan ?E farklılığı kabul edilebilir bir sapmadır.
Standart Aydınlatma
Rengi etkileyen bir diğer faktör de gözlemin yapıldığı ortamdaki aydınlatmadır. Bu nedenle CIE aydınlatma için standart değerler oluşturmuştur. Aydınlatma standartları oluşturulurken rengin ısısını belirleyen Kelvin (K) değeri kullanılır. CIE tarafından ilk etapta üç ayrı aydınlatma (Illuminant) standartı oluşturuldu.
Illuminant A 2856? K renk sıcaklığı ile akkor elektrik ampullerinin aydınlatmasına karşılık gelen ortama göre belirlenmiştir. Illuminant B 4874? K değerindeki direkt güneş ışığını temsil eder. Illuminant C ise 6774? K ile dolaylı güneş ışığına karşılık gelir.
Daha sonra geliştirilen Illuminant D günışığı aydınlatmasını temsil eder. Bünyesinde D50 ve D65 adında ve grafik alanında standart olarak kabul gören aydınlatma standartlarını barındırır. 5000? K değerindeki D50 Amerikan baskı standartı olarak kullanılırken, 6500? K ile D65 Avrupa içinde daha fazla kullanılmaktadır.
Bu standartların dışında 9300? K bir CIE standartı değildir ve kalibrasyonu yapılmamış tipik bir ekranın beyaz değerini belirler.
Ünite Bağımlı Modeller ve Gamut
Hatırlayacağınız gibi RGB ve CMYK renk modellerinin ünite bağımlı olduğunu söylemiştik. Diğer bir deyişle her ünite (Tarayıcı, Monitör ve Yazıcı) sahip olduğu renk yetenekleri ölçüsünde belirli bir renk alanını görüntüleyebilir. Ünitenin görüntüleyebildiği renklerin toplamının oluşturduğu bölgeye gamut adı verilir.
Bunun sonucu olarak da RGB renk modelini kullanan bir monitörün renk gamutu ile CMYK modelini kullanan yazıcının gamutu arasında farklılık vardır. Hatta monitörle başka bir monitörün gamutları arasında da farklılıklar görülebilir.
İşte Renk Yönetimini gerekli kılan farklılık budur. Bir rengi bulunduğu renk modelinden bir başka renk modeline çevirirken CIE L*a*b* kullanılır. Bu işlem için değişik renk eşleme metodları uygulanmaktadır.
Renk Eşleme Metodları
Gamutlar arasındaki fiziksel kısıtlamalar nedeniyle RGB modelindeki fosforlu bir yeşil CMYK modelinde ona en yakın renge çevrilmek durumundadır.
Renk Eşleme Metodlarını sıralayacak olursak:
Perceptual (Orantısal): Bu yöntemle gamut içindeki renkler, gamut dışındaki renklere içeride yer açmak için orantısal biçimde kaydırılır. Değişim renkler arasında varolan ton dağılımının orantısını sabit tutacağından bu yöntem fotografik görüntüler için çok idealdir.
Colorimetric: Zaten gamut içinde bulunan renklerde bir değişiklik olmaz. Gamut dışındaki renkler ise parlaklıkları karşılaştırılarak gamut içine çekilirler. Parlaklık karşılaştırması için bir beyaz nokta referansına gerek duyulur. Colorimetric metod kendi içinde ikiye ayrılır; beyaz nokta için belirlenen ışık sıcaklığını (D50, D65 gibi) baz alan Relative (Görece) metod ve kullanılan kağıt yada baskı materyalinin beyazını referans alan Absolute (Mutlak) metod. Colorimetric yöntem özellikle spot renklerin çevriminde kullanılır.
Saturation (Doygunluk): Colorimetric metodla bir fark dışında aynıdırlar. Parlaklık yerine bu metodda renkler renk özü ve doygunlukları karşılaştırılarak gamut içine çekilirler. Multimedya ve sunum çalışmaları için uygundur.
Uygun İş Akışı Seçimi
İş akışının RGB ya da CMYK bazlı olmasına karar vermek için, renk yönetimini kullanacağınız çıkış ünitenizin özelliklerine bakmanız gerekir. Renk yönetim sistemleri, aslında taranan görüntünün hem baskı, hem video prodüksiyon hem de Web için kullanılması olası durumlar için oluşturulmuştur. Eğer hedef çıkış üniteniz bir ofset makinesi ise RGB ve CMYK olmak üzere iki iş akışı seçeneğiniz var:
RGB İş Akışı
Bu metod elinizdeki dosyaların daha değişik amaçlar veya değişik çıkış üniteleri için kullanılmasını sağlar. RGB dosyalar daha az yer kaplamasına karşın daha geniş bir gamut?a sahiptirler. PhotoShop benzeri yazılımlar içinde RGB formatındaki dosyalar için daha fazla kullanabileceğiniz komut seçenekleri vardır.
CMYK İş Akışı
Renk değişikliklerini gerçek CMYK değerleriyle yapan profesyoneller ve belirli bir CMYK çıkış ünitesi kullananlar için daha ideal olabilir. Bunun yanı sıra aynı dosyanın değişik amaçlarla kullanımı da kısıtlanmış olur. Diğer bir nokta ise dosya büyüklüğünün daha fazla, gamut?un ise daha dar olmasıdır.
Son Söz
Renk aynen satranç gibidir, taşların oynanma şekillerini bildiğiniz sürece her zaman oynayabilirsiniz. Ancak oyunu kazanmak için doğru kurguyu yapmanız gerekir.
Doğru teori her zaman için doğru pratiğe götürmez ancak doğru pratiğe ulaşmanın tek yolu doğru teoriyi bilmektir. Renk, hakkında sayfalarca kitaplar yazılabilecek başlı başına bir olgu. Rengin temellerini bilmek, baskı kağıt üzerine yapıldığı sürece önemini koruyacak. Bu nedenle MacLine, renk konusu üzerinde özellikle durmaya devam edecek.
Gamma Düzeltmesi
Monitör üzerindeki görüntüler, 0 ile 255 arasında değişen kırmızı, yeşil ve mavi değerlerin birleşimiyle oluşturulur. 0 en koyu, 255 ise en parlak RGB değeri belirtir.
Herhangi bir resim görüntülenirken, grafik kartı kendine işlemci üzerinden gelen renk bilgilerinin herbirini voltaj sinyallerine çevirerek monitörün elektron tüpüne gönderir. Elektron tüpü ise CRT aracılığıyla gelen voltajın gücüyle ekran üzerindeki fosfor kareciklerini ışıklandırarak görüntülemeyi tamamlar. Gelen voltaj genellikle renk değerinin yüzdesel karşılığıdır ve düzgün dağılım gösterir. Fakat CRT?nin voltajı yorumlaması farklı olur.
İşte gamma düzeltmesi bu noktada devreye girer. En alt ve üst düzeydeki değerlerde sorun yoktur. Ancak orta tondaki değerler elektron tüpünün davranışına göre farklılık gösterir. Örneğin %50 gri değer RGB olarak 127?ye karşılık gelmektedir. Düzeltilmemiş tipik gamma değeri 2.2 olduğundan monitör üzerine düşen gri değer %50?ye değil %22 civarına karşılık gelmektedir. Bu nedenle renkler ekranda daha koyu görünmektedir. Bu yorum farkını ortadan kaldırmak için monitörler değişik gamma değerleri kullanırlar.
Macintosh monitörler bu sorunu yazılım aracılığıyla hallederler ve standart gamma düzeltmesi Mac ekranları için 1.8?dir. Bazı sistemler (Silicon Graphics) bu işlemi video kartı aracılığıyla donanım bazında çözmüşlerdir. PC ve Unix sistemlerde ise gamma düzeltmesi kullanılan uygulama yazılımının özelliklerine bağlıdır.
Tatlı Renk Yılanı Deliğinden Çıkarır
Yapılan bağımsız araştırmalar, renkli dokümanların yüzde 40 daha çok okunup ve hatırlandığını, faturaların yüzde 30 daha hızlı ödendiğini, renkli tanıtım broşürlerinin ürünlerin satılma olasılığını yüzde 85 arttırdığını ve gazete ilanlarının, siyah beyaza göre yüzde 52 daha çok okunduğunu ortaya koyuyor.
Xerox?un bağımsız araştırma şirketlerine yaptırdığı dünya genelindeki araştırma sonuçlarına göre renkli basılan doküman sayısının son 5 sene içinde yüzde 50 oranında artış kaydettiği belirtiliyor. Bu araştırmaya göre, kurumlar, önemli gördükleri ve açıkça anlaşılmasını istedikleri çalışmalarla ilgili dokümanları renkli basmayı tercih ediyor. Ayrıca araştırmada, pedagog ve psikologların rengin algılama ve öğrenme üzerindeki önemini ortaya koyan çalışmaları da, kurumları renkli doküman kullanmaya sevk eden faktörlerin başında geliyor.
Elde edilen bulgular arasında, rengin finansal konularda çok önemli bir katma değer sağladığını ortaya çıkarıyor. Örneğin su, elektrik, telefon, doğalgaz faturaları ve kredi kartı ekstrelerinin renkli basılması, faturaların ödenme gününü öne çekiyor ve ödenme oranını yüzde 30 artırıyor.
Ayrıca dokümanlarda renk kullanımı okunma oranını yüzde 40 oranında artırırken bir ürünün renkli olarak paketlenmesi, satılma olasılığını yüzde 85?e varan bir oranda artırabiliyor. Kişiler kendilerine yollanan posta ve dokümanlar arasında ilk önce renkli olanlarını tercih ederek okuyor, renkli basılan marka, şirket isimleri ve logoların hatırlanma oranı yüzde 70 artıyor ve renkli dergi, gazete reklamlarının, siyah beyaz olanlara oranla yüzde 52 daha fazla okunduğu ifade ediliyor.
Xerox, yaptırdığı araştırmada, psikolog ve pedogogların yaptığı çalışmalardan alıntı yapılarak, yazılı materyaller üzerinde renk kullanımının siyah beyaz materyallere oranla yüzde 78?lere çıkan bir oranda daha iyi bir algılama ve öğrenme sağladığı vurgulanıyor. Araştırma kapsamında yapılan bir uygulamada, aynı içeriğe sahip biri siyah beyaz basılan diğeri çeşitli renkler kullanılarak basılan bir toplantı davetiyesine geri dönüş ve katılım oranının siyah beyaza göre yüzde 80 daha fazla olduğu saptanmış.
Pantone: Dünyanın Her Yerinde Aynı Renk
Pantone, TOYO, DIC gibi özel renk katalogları, kendi kimyasal boya bileşimleri sonucu standart numaralarla ifade edilen özel renklerden oluşmuşlardır. Bunlar dijital ortamda da kendi renk paletlerine sahiptirler ancak aradaki gamut farklılığından dolayı bu özel renkler baskı sırasında kendi kimyasal bileşimleriyle elde edilmek zorundadırlar. Bu nedenle matbaa baskısında hiçbir sorun çıkmaz. Fakat renkli bir yazıcıdan veya dijital provadan aynı rengi elde etmek oldukça güçtür. Renk yönetimi ile ilgili çalışan bazı yazılım firmaları bu tür istekleri göz önünde bulundurarak piyasaya değişik çözümler sürdüler. Örneğin bir Pantone rengin CMYK karşılığını görebileceğiniz ve CMYK değerleriyle uygulamanızı kolaylaştıran renk kartelaları var. Bu tür kartelalarda Pantone özel rengin yanında elde edilebilecek CMYK karşılığı ve değerleri bulunur.
Yazılım geliştiriciler bir hamle daha öteye giderek bu problemi en iyi şekliyle çözebilen seçenekler üretiyorlar. Örneğin seçmiş olduğunuz özel renkleri sahip olduğunuz monitör ve yazıcı profil dosyalarını baz alarak karşılaştıran yazılımlar sayesinde en yakın renk değerlerini elde edebilmek mümkün. Aynı zamanda seçtiğiniz özel rengin monitörde ve yazıcıda nasıl görüneceğini simulasyon yöntemiyle görüntüleyerek aradaki farklılığı Delta E cinsinden alabilirsiniz. Buna dayanarak kullanıcı tolerasyon sınırlarını kendisi belirleyebilir, bu şekilde elde edilen renkleri diğer programlarla kullanılacak şekilde renk paleti olarak kaydedebilir ya da bir renk yönetim sistemiyle kullanabilir.
Markalar ve Renkleri Arasındaki İlişki
Markaların kendilerini renkleriyle bütünleştirmeleri, imajlarını renkle yansıtmaları rastlantı değil.
A. ERTUĞ AYIK
Büyük bir marka düşündüğünüz anda aklınıza bir renk gelir. Örneğin Coca Cola kırmızıdır, Sprite yeşil ve Orange da turuncu. Renk, marka kimliğinin özünde var olan bir parçadır; logonun üstünde, pakette veya kırtasiye malzemelerinde. Marka yaratma uzmanı Coley Porter Bell şöyle diyor: ?Doğru seçilmiş renkler düzenli olarak kullanıldığında, markanızı daha iyi tanımlamanıza yardım eder; müşterileriniz arasında daha fazla anımsama ve çağrışım yaratır.? Öte yandan dikkatsiz bir renk seçimi, marka iletişimi bakımından yetersiz bir sonuç verebilir.
Coca Cola?nın durumunda, markanın rengi ürünün bizzat kendisiyle özdeşleşmiştir. Coca Cola kutusunun kırmızı-beyazı ve reklam kampanyası, süpermarketlerin kendi markaları ve Virgin Cola gibi diğer Cola üreticileri tarafından taklit edilmiştir. Coca Cola?nın marka yaratmada renk kullanışı, şirketin, Cola pazarının lideri olarak konumlanmasında çok etkili olmuştur. Diğer markalar, Coca Cola?yı taklit etme veya Pepsi?nin durumunda olduğu gibi, başka bir renk kullanarak kendilerini farklılaştırmaya çalışma seçeneğine sahiptirler.
Telekomünikasyon şirketi Orange, marka isminin renk oluşuna verilebilecek örneklerden birisidir. Orange, renk sayesinde, bir imaj ve bir iletişim tarzı yaratıyor. Markanın bir çeşit kültür olduğu görüşünü kucaklayan Orange, rengarenk bir çevre ve güçlü marka mesajı veren bir iş ortamı yaratmış olduğundan, Orange çalışanları markalarına karşı, daha sonra dışarıda da savunabilecekleri güçlü bir bağ hissederler. Logolarında kullandıkları siyah, beyaz ve turuncu gibi basit renkler, animasyon ve fotoğraflar gibi bütün pazarlama kampanyalarında kolayca ve sürekli olarak kullanılabilir.
Global bir renkli baskı çözümleri tedarikçisi olan HP, rengin uluslararası markalar için olduğu kadar, KOBİ?ler için de can alıcı bir nokta olduğuna inanır. Tüm iş ortakları, müşteri ve çalışanlarla olan iletişimde renk kullanmak, şirketin kalabalıkta fark edilmesini sağlamak için gereklidir ve çok masraflı olması da gerekmez.
Aslında, Coley Porter Bell?in Yönetim Kurulu Başkanı David Davenport-Firth, rengin herhangi bir şirketin görsel kimliğinin önemli bir parçası olduğuna inanıyor. Markalaştırma uzmanları olan Coley Porter Bell, müşterilerine -örneğin Cadburys- nasıl güçlü bir görsel kimlik yaratılabileceği hakkında tavsiyelerde bulunuyor ve rengin dikkatli ve iyi düşünülmüş bir yönetim gerektirdiğine inanıyor. Mavi zemin üzerindeki 10 mm?lik sarı bir nokta, aynı mavi zemin üzerindeki 50 piksellik bulanık bir lekeden oluşan 10 cm?lik bir daireden çok farklı bir şey anlatır.
Lambie-Nairn?den Adrian Burton, yayıncılık ve telekomünikasyon pazarı için dünya çapında yaratıcı markalaştırma çözümleri sağlıyor ve şöyle diyor: ?Bir kimlik basit, tutarlı ve kolay yönetilebilir olmalıdır?. Basılı kırtasiye, broşürler, e-posta v.s?de tutarlı olarak kullanılan renk, bir şirketin markasını, müşteri, ortak ve çalışanlarla olan iletişim noktalarında tanıtmasının ve geliştirmesinin en kolay yoludur.
Müşteri İletişiminde Renk
Müşterileri ile iletişim kuran KOBİ?ler tarafından kullanılan materyallerin standardı profesyonel düzeyde olmalı ve şirket markasını, şirket değerlerini yansıtmalı. Lambie-Nairn?den Adrian Burton da, renge özel bir dikkat gösterilerek, antetli kağıtlardan broşürlere kadar tüm kurumsal yazın kültüründe baştan sona kadar, marka tutarlığı olmasının önemini vurguluyor ve ?Bir mektup, şirketinizle çalışabilecek muhtemel bir müşteriyle kuracağınız ilk kontak noktasıdır. Kalıcı bir etki bırakacaktır ve bu nedenle de doğru olmalıdır. Renk ve fonttan, baskının ve kağıdın kalitesine kadar? diyor.
Tamamen renkli Web sitelerindeki şirket markaları günbegün arttığından, müşteri ile bir ilişki geliştirmeye çalışırken kullandığınız basılı kırtasiye malzemesinin, Web sitesinin yaratacağı ilk etkiyi yarı yolda bırakmaması ve markaların kalite tutarlılığının muhafaza edilmesi çok önemlidir. Giderek daha çok logonun elektronik olarak tutulmasıyla, sayfa başlıklarını doğrudan sistemden basmak daha pratik olmaktadır. Bu bakımdan, logonuzu her tür iletişim aracında doğru kalite ve renkte kopyalayabilecek bir renkli yazıcıya sahip olmanız gerekir.
Aynı şekilde, broşürlerin de eşit görsel kalitede ve müşteri için elektronik pazarlamanın kendisi kadar cazip olması gerekir. İyi bir yazıcı, parlak kağıtların üzerine kaliteli mürekkeplerle basılmış broşürler gibi profesyonel pazarlama materyallerini üretme imkanı sağlar. Şirket içi bir yazıcıyı kullanmak, zamandan ve paradan tasarruf sağladığı gibi, işinizin esnekliğini de artırır.
Kartvizitler de KOBİ markalarını yansıtmanın başka bir şeklidir. Örneğin HP?nin JetCAPS çözümü EuroForm, KOBİ?lere, işi dışarıda pahalı bir satıcıya yaptırmalarına gerek kalmadan şirket içinde kaliteli bir kartvizit baskısı yapabilme imkanı verir. Kartvizitler, daha az sayıda basılabilir ve böylece şirketlere, kişisel talepler doğrultusunda, istedikleri gibi ve istedikleri zaman baskı yapma imkanı doğar.
Çalışan İletişiminde Renk
Adrian Burton?a göre: ?Bir marka, hayatta kalabilmek için tüm çalışanlarının kabulüne gereksinim duyar. Marka, tutarlı olarak hem içeride hem de dışarıda tüm iletişim şekillerinde uygulanmalıdır.?
Başka bir deyişle, güçlü bir marka yaratmak isteyen bir şirketin marka rengini şirket içi iletişimde de kullanması gerekir. Notlar, şirket içi yayınlar ve bültenler, işgücünüzün şirketin tüm hedeflerine bağlanması açısından önemlidir. Çünkü çalışanlar iş süreçlerine dahil olma duygusunu yaşar ve bunun sonucunda da işinizin gelişme sürecindeki gerekliliklere daha iyi uyum sağlarlar. Bir şirket, markasını dışarıda etkin bir şekilde yönetebilmek için, içerinin de sorumluluğunu almalıdır. Bunu yapabilmek içinse, ortada işgücünün kolayca takip edebileceği bir marka yaratma tüzüğü bulunmalıdır.
Ortak İletişiminde Renk
Pazaryerinde güvenilir ve profesyonel olabilmek için, iş ortakları ile etkin bir marka iletişimi kurmak da çok önemlidir. Örneğin, küçük bir pazarlama şirketi için kendi fikirlerini doğru renklerle müşterisine gösterebilmek önemlidir. Bu, şirketin, müşterinin markasına ilişkin fikrini satacağı bir toplantı için karmaşık ve detaylı PowerPoint slaytlarının bilgisayardan yazdırılmasını gerektirebilir. Bu tarz iletişimler, güçlü bir marka yaratma fikrini güçlü olarak yakalamayı gerektirir ve renk bunun için yine kaçınılmaz bir faktördür.
Sonuç olarak rengin, bir şirketin kurumiçi yapısını ve markasını geliştirmek için marka ve pazarlama uzmanları tarafından kullanılan birçok psikolojik etkisi olduğu herkesçe bilinen bir gerçek. Ancak renk, hem markayı güçlü ve tutarlı kılmak hem de gerek müşterilere ve iş ortaklarına, gerekse çalışanlara profesyonel ve güçlü bir imaj sunmak için, işin her aşamasında kullanılmalıdır.
| Diğer yazılar
Tipografi Tarih:18 Ocak 2010 3.563 views Tasarımda Okunabilirlik Tarih:13 Ocak 2010 2.708 views Ofset Baskı Kalıpları (2) Tarih:16 Ocak 2010 3.103 views |
|









